Enstitü Sosyal'den Üniversiteler İçin Yenilikçi Öneri: Lisans Eğitimi İçin "2+1" Modeli
Düşünce kuruluşu Enstitü Sosyal, Türkiye’deki yükseköğretim sistemini ele alan kapsamlı analizinde lisans eğitimindeki standart 4 yıl şartını tartışmaya açtı.
2 ay önce
Hazırlanan raporda; sosyal ve beşerî bilimler başta olmak üzere uygun disiplinlerde eğitimin 3 yıla indirilebileceği yenilikçi bir "2+1" modeli önerildi.
Dr. İpek Coşkun Armağan ve Zeynep Yalçıntaş imzası taşıyan çalışmada, mevcut yükseköğretim yapısının günümüzün ve küresel sistemin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığına dikkat çekildi.
Ders Programları Sadeleştirilecek, İş Deneyimi Öne Çıkacak
Önerilen model, 4 yıllık müfredatı 3 yıla sıkıştırmayı değil; birbirini tekrarlayan dersleri birleştirmeyi, güncelliğini yitirmiş içerikleri ve lisede zaten öğretilmiş konuları ayıklamayı hedefliyor.
"2+1" modelinin yapısı ise şu şekilde detaylandırılıyor:
İlk 2 Yıl: Temel teorik bilgiler ve alan odaklı yetkinlik dersleri verilecek.
Son 1 Yıl: Öğrencinin mesleki hayata geçişini kolaylaştıracak staj, uygulama projeleri, bitirme çalışmaları ve sosyal sorumluluk faaliyetlerine ayrılacak.
"Tek Merkezden Yönetim Artık Verimli Değil"
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan, Türkiye genelinde 208 üniversite ve milyonlarca öğrencinin bulunduğunu hatırlatarak, devasa sistemin katı ve tek tip düzenlemelerle yönetilmesinin verimliliği düşürdüğünü belirtti.
Eğitim süresinin 3 yıla düşürülmesi ve toplam kredinin 240'tan 180 AKTS'ye çekilmesiyle gençlerin iş hayatına bir yıl daha erken atılabileceğini vurgulayan Armağan; bu adımın hem ailelerin barınma ve ulaşım gibi masraflarını hafifleteceğini hem de akademisyenlere araştırma ve proje geliştirmek için ihtiyaç duydukları zamanı kazandıracağını ifade etti.
Mevzuat Değişikliği Gerekiyor
Raporda, söz konusu modelin uygulanabilmesi için Yükseköğretim Kanunu'nda yer alan "lisans eğitimi en az 8 yarıyıldır" maddesinde yasal düzenleme yapılması gerektiği hatırlatıldı. Ayrıca tıp, diş hekimliği ve eczacılık gibi yoğun klinik uygulama gerektiren alanların bu kapsam dışında tutulması gerektiği kaydedildi.